TuANa FoRuM

TuANa FoRuM
 
PortalPortal  AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Ömrün Beş Mevsimi Var

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
[_KazuyaMishima_]
Adminstator

Adminstator
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 233
Nerden : İstanblue
İş/Hobiler : Öğrenci
Lakap : Mishima
Ruh Halim :
Takım :
Kayıt tarihi : 10/03/08

MesajKonu: Ömrün Beş Mevsimi Var   Salı Nis. 22, 2008 11:55 pm

Şeyh Galib, meşhur mesnevisinde, 'Hüsn'ü bulmak için yollara düşen
'Aşk'ı mumdan bir gemiye bindirerek ateş denizinden geçirir.

"Mumdan bir gemiyle ateş denizini geçmek de ne ola ki?" diye yormayın
zihninizi. Bu akılla kavranabilir bir keyfiyet değildir. Ve bu öyle bir
manzaradır ki aklı gözünde olanlarda temaşa zevki dahi uyandırmaz.

Bu tür muammaların hakkından ancak gönül gelir. Öyle ya ateşi gülşene
çevirmek için İbrahim, İbrahim olmak içinse kainatı gönlün sorgusundan
geçirmek gerek. İmkansızın peşine düşmek, mekanın ve zamanın ötesinde
bir hayatın düşünü yormaya çalışmak ve aklın sınırlarının ötesine taşmaya
çalışmak...
Gönül bu işine akıl erer mi?

Tarih sayfalarına kaydedilmiş ne kadar kahramanlık öyküsü, edebi
metinler arasında ün yapmış ne kadar aşk masalı varsa aklın ve eşya
düzeninin ötesinde yaşanmış serüvenlerdir hepsi. Bu nedenledir ki kimin
"evvel zaman içinde..." diye başlayan bir öyküsü vardır, işte o, zamanın
ve mekanın dışına taşabiliyor demektir.

Aklı gözünde olanlar dedim ya, işte onlar, her şeyi yanlış yerde aradıkları
gibi, mevsimleri de takvimlerde ararlar. Ömrünü rakamlara mahkum
etmiş her zavallı için baharın kıştan farkı sadece renklerin değişmesidir.


Dakikalara, saatlere, günlere, aylara ve yıllara bölerek yaşadığımızı
sandığımız bu hayat aslında beş mevsimden ibarettir.


Evet, ömrün sadece beş mevsimi vardır:
Aşk, hasret, yalnızlık, vuslat ve hüzün.

Aşk, zamanın gönül rengine boyandığı mevsimdir. Uçarı heveslerin, bıçkın
arzuların beden mülkünü istila ettiği bu mevsimden hatıralar defterine
nakşedilmiş birkaç soluk resim kalır. Ara sıra hayal aleminin pembe
perdelerini aralayarak gönül penceresinden gülümseyen bu isimsiz
suretlerin davetleri düşer aynalara. Damarda kanın ısınmaya başladığı
anlar olur. Akıl gecikmiş davetlerin zelzelesinin enkazında kaybolur. Ve
aşk her yıl mevsim ayırmadan birkaç kez misafir olur gönül ülkesine. Aşk,
aklın bedenden firar eylediği mevsimdir.

Hasret, ıssız yolların dikenlerini sevdanın ve sohbetin ezgileriyle ayıklama
uğraşıdır. Dönmeyeceklerini bile bile gidenleri beklemektir. Beklemek
ağız tadıdır hasret mevsiminde. Dem olur ki gönül; güneşi arayan ufuk,
bülbülü sesleyen gül, ateşi arayan pervane, aklıyla kavgalı bir divane
yahut sılaya selam göndermek için turna katarlarını bekleyen bir garip
olur.

Hasret ki, yolların yorgun yüreklere yüklediği gam, gönül yurdunu vakitsiz
kuşatan akşamdır. Hasret ki yolların yolculara geçit vermediği mevsimdir.


Yalnızlık, tutsaklık zincirinin gönül kuşunun ayaklarına dolandığı andır.
Öyle yaman bir zamandır ki bu, gönül bahçesinin bütün renklerini siyaha
dönüştürür. Huzur ürkek bir güvercin gibi uçup gider ötelere. Geceler
alabildiğince uzar, gündüzler bir alacakaranlıktan ibaret kalır. Ağlasın
hallerine talih ki şafağın zincirlerine vurulmuş birer gölgedir sevgiden
yoksul yürekler.


Yalnızlık, yılgınlığın insafsız bir akınla gönül ülkesini tarumar eylediği
mevsimdir.

Vuslat, aldanıştır. İkiliğin olduğu yerde aşk, aşkın olmadığı yerde vuslat
yoktur. Çöl Mecnun'dan, dağ Ferhat'tan, Kerem ateşten, Aslı külden, gül
bülbülden ve gam gönülden ne zaman ayrıldı ki... Yusuf Züleyha'dan
kaçabilir mi, tek kanatla uçabilir mi turnalar, aklın anahtarı açabilir mi
sevdanın kapısını... Ve siz, denize ulaşmayan kaç ırmak gördünüz ki?
Vuslat ki, ruhların bedenleri imkansızın peşinde yorduğu mevsimdir.


Hüzün, bütün duyguların birbirine karıştığı ve akılla gönlün kıyasıya
yarıştığı bir kavşaktır ki ona varan bütün yollar ıssız, bütün yolcular yaralı,
bütün haberler kötü ve bütün selamlar buruktur. Ve onun ikliminden
geçen bütün kuşların kanatları kırıktır. Her şeyden geriye buruk bir tat
kalmıştır ancak.

Ve hüzün, yılların ötesinden buruk davetler gönderen hatıraların
mevsimidir.

İşte böyle ey gül-i rana!

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://tuana.yetkinforum.net
 
Ömrün Beş Mevsimi Var
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TuANa FoRuM :: ...:::: Kültür & Medya ::::... :: Edebiyat Bölümü-
Buraya geçin: